SOFRADAN TUZU KALDIRIN

Son yıllarda sağlıklı ve dengeli beslenme konusunda çok ciddi araştırmalar yapılmış, bunun sonucunda önemli bilgiler edinilmiştir. Özellikle kalp ve damar hastalıklarından korunmak için az yağlı, düşük kolesterollü gıdalardan kaçınmak gerektiğini , bunun yanı sıra bol bol hareket edip fazla kilolardan kurtulmanın önemini hemen herkes anlamış bulunmaktadır. Ancak bu konuda aktarılan bilgiler çoğu kez bir yönüyle eksik kalmaktadır; en az kolesterol veya fazla kilolu olmak kadar tehlikeli bir diğer faktör, aşırı tuz tüketimidir. …continue reading →

ORTA VE İLERİ YAŞLARIN KORKULU RÜYASI : “İNME” NEDİR? NASIL KORUNALIM

Beyin damarlarının aniden tıkanması veya kanaması sonucunda vücudun sağ veya sol yarısında ortaya çıkan felç tablosu, inme veya yarım felç olarak adlandırılır. Son zamanlarda ortalama yaşam süresinin uzamasıyla birlikte bu rahatsızlığa daha fazla rastlanmaya başlanmış olup 15- 45 yaş grubundaki kişilerde de görülebilmektedir. İnme’ye neden olan beyin damarlarındaki tıkanıklık veya kanamalara genel olarak ‘beyin damarları olayı’ adı verilir ve bu tip olaylar genel olarak iki tipte incelenir: …continue reading →

ANKİLOZAN SPONDİLİT

Ankilozan spondilit (AS), özellikle kalçalara yakın sakroiliak eklemleri ve omurgayı tutan, omurga hareketlerini büyük ölçüde kısıtlayan, kronik bir romatizmal hastalıktır. Çok eski çağlardan itibaren insanları etkilediği bilinen bu hastalıkta kesin neden henüz bilinmemektedir. Bununla birlikte kalıtımın önemli rol oynadığı ve bazı idrar yolu iltihaplarından sonra hastalığın ortaya çıktığı genel olarak kabul edilmektedir. İnsan doku antijenleri olarak bilinen HLA antijenlerinin bulunmasıyla birlikte , B 27 Antijeninin AS’li hastaların %90 kadarında pozitif olduğunun anlaşılması, kalıtımın rolünü gözler önüne sermiştir. …continue reading →

FELÇ HAYATINIZIN YÖNÜNÜ DEĞİŞTİRMESİN

Prof. Dr. Tunç Alp KALYON

Beynimizde iki yarımküre vardır. Bunlardan sağ taraftaki sol kol ve bacağımızın, sol taraftaki ise sağ kol ve bacağın hareketleriyle birlikte konuşma yeteneğimizden sorumludur. Bu bölgelere gelen kan akımının herhangi bir nedenle bozulması sonucunda vücudun bir yarısında kol ve bacaktaki felçle birlikte başka bir takım sorunlar da ortaya çıkar ve buna inme adı verilir. İnmeye yol açan damar olayları genellikle iki türde olup : …continue reading →

GÜNIŞIĞINA ÇIKMAYI İHMAL ETMEYİN

Prof. Dr. Tunç Alp KALYON 1960’lı, 70’li yıllarda özgürlük simgesi haline gelen hippi’leri konu alan ünlü “Hair “ müzikalinin ana teması “Let the sunshine in” şarkısı “Bırak Güneş ışığı içeri girsin”diyordu. Çağımızın getirdiği acımasız rekabet ortamında, günlük çalışma ve uğraşlar uğruna zamanımızın çoğunu kapalı mekanlarda geçirmeye başladığımızdan, bu şarkının sözleri daha bir anlam kazanmaya başladı. Bizler dört duvar arasında sıkışıp kalırken çocuklarımız da açık havada oynanan oyunları unuttular, TV ya da bilgisayar ekranlarının karşısından ayrılmaz oldular. Eskiden cıvıl cıvıl çocuk seslerinin geldiği sokaklarda artık yalnızca araba homurtuları ve korna sesleri var. Bu durumun bize nelere m l olduğunu düşündünüz mü hiç? Geçmek bilmeyen sırt ağrıları, uyku düzensizlikleri, sürekli gerginlik ve kaygılanma, baş ağrısı, isteksizlik ve hepsinden önemlisi sürekli yorgunluk, bitkinlik hali. Sabah işe ya da okula başlarken dahi kendini yorgun ve uykusuz hisseden insanın ne denli verimli olabileceği tartışmalı kuşkusuz..Çağdaş teknolojinin getirdiği olanakları ve konforu hızla kullanan ve tüketen insanoğlu, bir noktadan sonra bunun olumsuz yansımalarıyla karşı karşıya gelmiş durumda. …continue reading →

GENÇLER DİKKAT ! SIĞ SUYA ATLAMAYIN

(*)Prof. Dr. Tunç Alp KALYON Bir rehabilitasyon hekimi olarak bizi en fazla üzen olguların başında , derinliği fazla olmayan sulara balıklama atlayışlar yüzünden oluşan omurilik felçleri gelmektedir. Bütün uyarılarımıza rağmen, her yıl çok sayıda yeni olguyla karşılaşmamız, sorunun önemini ortaya koymaktadır. Sığ suya atlamak çok tehlikelidir; nedenine gelince : …continue reading →

BASI YARALARI

Prof. Dr. Tunç Alp KALYON

Vücudun çeÅŸitli yerlerinde, uzun süreli basıya maruz kalma sonucu ortaya çıkan yaralara “Bası Yaraları “ adı verilir. Yatak Yarası veya Dekübitis Ãœlserleri olarak da adlandırılan bu yaralar, deri ve derialtı dokularının uzun süreli basınç altında kalmasıyla ortaya çıkar ve deri altı dokusunun nispeten az olduÄŸu kemik çıkıntılarının üzerindeki vücut kısımlarında daha çok görülür. Bası yaraları, yataÄŸa bağımlı hastalarda sık rastlanır ve tedavi masraflarını artırmanın yanı sıra hastanın yaÅŸam kalitesinin bozulmasına, tedavisinin gecikmesine, rehabilitasyonun aksamasına ve hatta ölüme neden olabilir.…continue reading →

BEDENİMİZİ KORUYALIM

Omurgamız "omur" adı verilen 31- 33 adet kemiğin üst üste sıralanmasıyla oluşur ve vücudumuzun tem desteğini sağlar.Oturma, ayakta durma, yürüme gibi fonksiyonlar sırasında diğer vücut kısımlarıyla ahenkli biçimde şekil veya pozisyon değişikliği yaparak denge ve destek görevini yerine getirir. …continue reading →