Vücudumuzda kan damarlarının yanı sıra lenf dolaşımını sağlayan Lenf Damarları sistemi vardır. Lenf damarları ve lenf düğümleri Lenfatik Sistemi oluşturur ve bu sistem dokular arasına sızan sıvıların kan dolaşımına aktarılmasını sağlar. Dalak, bademcik ve Payer plaklyarı gibi dokular da bu sistemin bir parçasıdır.

Lenf sıvısının içinde akyuvarlar, kanser hücreleri , çeşitli artıklar ve bakteriler, ayrıca hücre dışı fazla su, yağ ve proteinler bulunur. Kapiller lenf damarları vasıtasıyla toplanan bu artıklar lenf damarlarına gelir, oradan da lenfatik kanallara aktarılır.
Lenf sıvısının dolaşımı çeşitli nedenlerle bozulabilir ve bu durumda Lenfödem adı verilen klinik durum ortaya çıkar. Nadiren kendiliğinden ortaya çıkmakla beraber çoğu kez başka bir rahatsızlıktan sonra görülür. Örneğin meme kanserlerinden sonra göğüsle birlikte lenf düğümlerinin alınmış olması, radyoterapi, travmalar, enfeksiyonlar ve obezite gibi nedenler lenfödem gelişmesine neden olabilir.
Lenfödemin en önemli belirtisi kol ve bacakta ortaya çıkan şişmelerdir.
Bu şişliklerin dört evresi vardır:
Evre 0: Ödem görülmez, buna karşılık kolda veya bacakta ağırlık hissi vardır.
Evre 1 : Ödem vardır. Basmakla parmağın izi kalır, kolu veya bacağı yukarı kaldırınca ödem azalır.
Evre 2 : Basmakla parmağın izi artık çıkmaz, buna karşılık cilt kalınlaşmağa başlamıştır. Beraberinde sellülit de olabilir.
Evre 3: Elefantiazis yani fil bacağına benzer bir görünüm ortaya çıkar. Kol ve bacak çok kalınlaşmıştır. Üzerindeki deri kalınlaşmış, sertleşmiştir.
Bu yakınmalarla gelen bir hastada genellikle muayene ile tanı koymak mümkündür. İki taraf arasındaki ölçümlerde 2 cm den fazla fark bulunursa lenfödem hatıra gelmelidir.
Klinik bulgular yeterli olmazsa Ultrason, MR veya tomografi gibi yöntemlere başvurulabilir. Doktorun gerekli gördüğü hallerde Lenfosintigrafi adı verilen ve radyoaktif madde verilerek yapılan bir inceleme yöntemine başvurulabilir.
Ayırı tanıda kronik toplar damar yetersizliği, derin ven trombozu, kalp yetmezliği ve RSD gibi klinik durumlar hatıra getirilmelidir.
TEDAVİ :
Lenfödemin tedavisi geniş kapsamlı ve uzun süreli olmalıdır.
Erken dönemlerde tedavi daha kolaydır. Süre uzadıkça tedavi zorlaşır.
Günümüzde en çok kullanılan tedavi ve rehabilitasyon yöntemi Kompleks Dekonjestif Terapi (KDT) olarak adlandırılır. Bu tedavinin bir Fizik tedavi ve rehabilitasyon hekimi gözetiminde yapılması gerekir.
Tedavinin birinci fazında 3 hafta süreyle , haftada 5 kez, elle yapılan lenf drenajı, bandajlama, egzersiz ve cilt bakımı uygulanır.
Tedavinin ikinci fazında ise özel hazırlanmış bası giysileri giydirilmeğe başlanır ve hastaya kendi kendine lenf masajı yapması ve bantlama öğretilir. Cilt bakımına çok dikkat edelir.
Tedavinin amacı dokularda biriken sıvıyı, ödemi, fibrozisi azaltmak, mobilite ve eklem hareketini korumak, enfeksiyonlardan korumak, cilt ve tırnak temizliğine dikkat etmektir.
Akut enfeksiyon, kalp yetmezliğine bağlı ödem ve aktif maliğnite veya derin ven trombozu , Ayrıca açık yaraların olması veya atar damar hastalığı gibi durumlarda bu tedavi uygulanmaz.
Elle yapılan lenf drenajına boyundan başlanır, sonra karın sonra da kol ve bacağa yapılır.
Bandajların özelliği elastim olmamaları, çok tabakalı ve kısa gerimli olmalarıdır ( Coban Bandajı).
Egzersiz tedavisi çok önemlidir. Her hastanın yapması gerekir ayrıca diafram solunum egzersizleri de verilmelidir.
Bası giysileri gündüz giyilir, gece çıkarılır.
Bu arada korunma tedbirleri son derece önemlidir. İş yaparken eldiven giyilmeli, cilt ve tırnak temizliğine dikkat edilmeli, enfeksiyonlardan kaçınılmalıdır.