Beyin damarlarının aniden tıkanması veya kanaması sonucunda vücudun sağ veya sol yarısında ortaya çıkan felç tablosu, inme veya yarım felç olarak adlandırılır. Son zamanlarda ortalama yaşam süresinin uzamasıyla birlikte bu rahatsızlığa daha fazla rastlanmaya başlanmış olup 15- 45 yaş grubundaki kişilerde de görülebilmektedir. İnme’ye neden olan beyin damarlarındaki tıkanıklık veya kanamalara genel olarak ‘beyin damarları olayı’ adı verilir ve bu tip olaylar genel olarak iki tipte incelenir:

1) İskemik yani damar tıkanmasına bağlı olanlar: Beyin damarlarının tıkanması sonucu o bölgedeki beyin dokusunun hasara uğramasıdır. Hastaların yaklaşık % 80’inde inmenin nedeni damar tıkanıklığıdır. Beyni besleyen damarlardan biri tıkanınca, beyin hücrelerine yeteri kadar kan ve oksijen gelemediği için çok kısa bir zaman sürecinde hücreler ölmeye başlar ve o bölgede nekroz gelişir. 2) Kanamaya bağlı olanlar : Genellikle yüksek tansiyonlu hastalarda veya beyninde baloncuk şeklinde damar genişlemesi olan kişilerde ani bir kanama ile ortaya çıkar. Kanama, beyin zarlarının arasına olabileceği gibi beynin ortalarında da olabilir. Önce şiddetli bir başağrısı, sonra da bilinç kaybıyla birlikte felç tablosu gelişir. Klinik belirtiler : İnme’de beyinde hangi damarın ne ölçüde hasara uğradığına bağlı olarak çeşitli klinik belirtiler ortaya çıkar. En önemli klinik bulgu, vücudun sağ veya sol yarısında kol ve bacağın birlikte felç olmasıdır. Hareket kaybının yanı sıra bilinç kaybı, algılama, duyu, konuşma, görme bozuklukları ve hafıza kaybı gibi çok çeşitli bulgular da görülebilir. İnme olur olmaz gerekli muayene ve tetkikleri yapıp nedeni araştırılmalıdır. Tıkanmaya bağlı olaylarda ilk 3-4 saat içinde yapılacak müdahale ile tıkanıklığın giderilmesi ve beyin hasarının önlenmesi mümkündür. Kanamalı hastalarda ise durum çok acildir. Bir an önce kanamayı durdurucu tedaviye başlanmalı, gerekirse hasta operasyona yönlendirilmelidir. Risk faktörleri : Görüldüğü gibi inme, ön planda hareket kaybı ile ortaya çıkmasına rağmen aslında damar hasarının sonucudur. Bu nedenle, genel vücut sağlığını ve damar yapısını tehdit eden her türlü olumsuzluktan kaçınmak gerekir. Özellikle yüksek tansiyonu. Şeker hastalığı ve kalp- damar hastalığı olanların bu risk faktörlerine dikkat etmeleri gerekir. En önemli risk faktörleri şunlardır:
1. Hipertansiyon: Kan basıcı yüksekliği, hem inme hem de kalp krizleri için çok önemli bir risk oluşturur.Bu nedenle, orta ve ileri yaştaki kişilerde düzenli olarak tansiyon ölçümü yapılmalı ve kan basıncı normal sınırlar içinde tutulmalıdır.
2. Obezite yani şişmanlık ve beraberindeki kolesterol yüksekliği inme riskini artırır.
3. Sigara : Beyin ve kalp damarları çok ince olduğundan sigaradan çok etkilenir ve inme riskinin artmasına neden olur.
4. Bedensel hareketin azlığı : Düzenli egzersiz yapılmaması inme ve kalp krizi riskini artırmaktadır.
5. Alkol ve bazı ilaçlar : Alkol az miktarda alındığında damarları genişlettiği halde, fazla alınırsa damar yapısını bozabilir. Bazı ilaçlar da inme riskini artırdığından kontrolsuz ilaç kullanmaktan kaçınılmalıdır. Bu faktörlerden başka , elbette ilerleyen yaşla birlikte ve ailesinde inme geçirenlerde, erkeklerde daha fazla olmak üzere risk artmaktadır. Ancak bunları değiştirmek elimizde olmadığından, önlenebilen risk faktörlerini dikkate almak gerekir.

Tedavi ve Rehabilitasyon : Akut dönemdeki tedavilerden sonra bir an önce hastanın rehabilitasyonuna başlamak gerekir. Rehabilitasyonun amacı hastanın bedensel kayıplarını azaltıp fonksiyonel kapasitesini çoğaltmak, günlük aktivitelerinde bağımsız olmasını sağlayıp yaşam kalitesini artırmaktır. Uygun hastalarda eski mesleğine dönebilmesi veya yeni bir iş sahibi olması da hedeflenir. Bu hedeflere ulaşabilmek için hastanın yeterli ekip ve donanıma sahip bir rehabilitasyon merkezinde tedavi ve rehabilite edilmesi çok önemlidir. Bu alanda ülkemizdeki en yetkin ve geniş donanımlı merkezlerden birinin Darüşşafaka Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi olduğunu kesinlikle söyleyebiliriz. Rehabilitasyon merkezinde hastanın ayrıntılı bir değerlendirmesi yapıldıktan sonra eğitime başlanır. Belirlenen programa hastanın istekle katılması ve ailesinin de bunun önemini bilmesi gerekir. Rehabilitasyon uzun sürebilir. Önce hastanın temel ihtiyaçlarını giderebilecek hareketleri yeniden kazanması hedeflenir. Yeme- içme, giyinme- soyunma, tuvalet- temizlik faaliyetlerindeki gelişmeler yakından izlenir. Oturma ve ayakta durma dengesi gelişen hastalarda yürüme eğitimine başlanır. Yürüme becerisinin kazanılması ve elin günlük işlerde kullanılması bazen gecikebilir; ancak sabırla bu eğitime devam edilmelidir. Rehabilitasyon sürecinin sonunda hastaların büyük çoğunluğu yürüme becerisini yeniden kazanabildiği gibi sosyal ve mesleki yaşantılarına geri dönebilirler. Hasta evine döndükten sonra da rehabilitasyon sürecine devam edilir. Tedavi egzersizlerinin yanı sıra evde bazı düzenlemeler yaparak günlük yaşamında hastaya kolaylık sağlanır.

İnme’den korunma :
İnme’nin en önemli nedeni tıkanmalı veya kanamalı damar hasarları olduğuna göre yukarda sıraladığımız risk faktörlerine dikkat etmek gerekir. Buna göre alınacak önlemleri şu şekilde özetleyebiliriz:
1. Kan basıncınızı sık sık kontrol edin, 14/ 9 sınırını geçiyorsa düzenli ilaç kullanın,
2. Yağ- un- şeker ve tuzu azaltın,
3. Taze sebze, meyve, deniz ürünleri tüketimine ağırlık verin, yağlı etlerden ve kızartmalardan kaçının.
4. Kan şekerinizi yılda en az iki kez kontrol ettirin. 110 mg’ın üstünde ise mutlaka doktorunuza başvurun.
5. Fazla kilolardan kesinlikle kaçının. Bel çevrenizi ölçün. Kadınlarda 88 cm, erkeklerde 102 cm’den fazla olması aşırı kiloya işaret eder. Uygun bir diyete başlayın.
6. Her gün en az yarım saat yürüyüş yapın.
7. Sigara kesinlikle içmeyin, içilen yerde durmayın.
8. Günde 7-8 saat düzenli uyumaya özen gösterin
9. Stresden uzak durun