Prof. Dr. Tunç Alp KALYON (*)
Osteoporoz, kemik kütlesinde azalma ve kırık riskinin artmasıyla karakterize bir rahatsızlıktır. Menopoz sonrasında ve yaşlılık döneminde kişinin yaşam kalitesini ve hareketliliğini önemli ölçüde etkileyebilir. Halk arasında bu rahatsızlık için kullanılan ” kemik erimesi” deyimi aslında doğru bir tanımlama değildir; osteoporozda kemikte erime olmaz. Buna karşılık, kemiğin dokusunu oluşturan ve adeta betonarme bir binanın demir iskeletine benzeyen organik çatı içindeki minerallerin yıllar içinde azalması söz konusudur. Bu minerallerin en önemlisi kalsiyumdur.

Hastaların büyük çoğunluğu orta ve ileri yaşlardaki kadınlar olmakla beraber erkeklerde de osteoporoz gelişebilmektedir. Ancak menopoz sonrasında vücuttaki östrojen hormonunun azalmasıyla beraber kemik kütlesinde kayıplar arttığı için , osteoporoz kadınlarda daha sık görülmektedir. Kemik dokusu, diğer dokular gibi yaşayan bir dokudur ve bir taraftan yıkıma uğrarken diğer taraftan sürekli yenilenir. Kemik kitlesi çocukluktan başlayarak olgunluk dönemine kadar artar ve 25 yaş civarında doruk noktasına çıkar. Bu yaşta kişinin kemik kütlesi ne kadar fazla ise ileri yaşlarda osteoporoz gelişme riski o kadar azdır. Kemik dokusundaki yıkım ve yenilenme döngüsü çeşitli hormonlar ve başta hareketlilik olmak üzere değişik faktörlerden etkilenir. 30- 40 yaşları arasında kemik yıkımı, yapımından fazla olmaya başlar. Kadınlarda menopozla birlikte bu kayıp daha da çoğalır ve belirgin bulgular verecek düzeye gelebilir. Osteoporozun yol açtığı en önemli problemlerden biri vücut şeklinin bozulması ve kemik kırılganlığının artmasıdır. Osteoporozun gelişmesiyle beraber omurlardaki yükseklik kaybı nedeniyle omurga öne doğru eğilir ve hastanın sırtı kamburlaşır, boyu kısalır. İleri yaşlarda, düşmeye bağlı el bileği ve kalça kırıklarının en önemli nedeni osteoporozdur. Omurga kırıkları ise yavaş gelişen ” çökme kırıkları” şeklinde olduğundan çoğu kez farkına varılamaz ve radyolojik kontroller sırasında ortaya çıkar. Kalça kırıkları, sık görülen ve hastanın yaşamını tehlikeye sokan çok önemli bir tıbbi sorundur. Tedavide mutlaka ameliyat gerekir; ancak ameliyat sonrası dönem de çok kritiktir. Gerekli rehabilitasyon programı uygulanmaz ve hasta öngörülen süre içinde ayağa kalkamazsa yatağa bağlı kalır ve yaşamı tehdit eden pek çok sorun art arda çıkmaya başlar. (*) Fizik Tedav i ve Rehabilitasyon Uzmanı

OSTEOPOROZDA RİSK FAKTÖRLERİ

1. Zayıf, astenik vücut yapısı 2. Erken menopoz 3. Sigara içmek 4. Yetersiz beslenme 5. Kalsiyum ve D vitamini yetersizliği 6. Hareketsizlik 7. Sistemik romatizmal hastalıklar 8. Bazı ilaçlar ( örneğin kortizon)

KLİNİK BULGU VE BELİRTİLER :

Osteoporoz sık görülen bir rahatsızlık olmasına karşın kronik ve sinsi özellikleri yüzünden çoğu kez geç farkına varılır, genellikle önemli bir klinik belirti ortada yoktur. Ancak belirgin bir deformite veya kırık oluştuktan sonra bölgesel veya genel ağrılar ortaya çıkar. Kırıkla birlikte olan ağrılar şiddetlidir ve hareketle daha da artar. Kırıkların en çok görüldüğü yerler omurga, kalça ve el bilekleridir. İleri yaşlarda boy uzunluğunun giderek kısalması ve öne doğru kamburlaşma, osteoporoza işaret eden önemli bir bulgudur. Vücut şeklinin bozulmasıyla beraber sinirler de basıya uğrayabilir ve nevralji tipinde şiddetli ağrılar veya sırt ve bel bölgesinde geniş bir alana yayılan bölgesel ağrılar olabilir. Kemik yoğunluğu iyice azalan hastalarda basit bir düşme sonucunda kalça kemiği kırılır ve hasta düştüğü yerden kalkamaz.

OSTEOPOROZ TANISI

Osteoporozu başlangıç devresinde klasik röntgen filmlerinde tespit etmek zordur. Zira kemik kütlesindeki kayıplar %20- 25 oranına ulaşmadan radyolojik belirti vermezler. Ancak yine de omurlardaki şekil ve yükseklik değişikliklerinden osteoporoz geliştiği anlaşılabilir. Günümüzde ise çok daha hassas yöntemlerle ölçüm yapılabilmektedir. Kemik Dansitometresi adı verilen bu yöntemle kemik dokusunun yoğunluğu çok duyarlı bir şekilde ölçülmekte, önceki veya sonraki çekimlerle kıyaslaması yapılabilmektedir. Bu tetkik tedavi için de yol gösterici olmaktadır. Ancak değerlendirmenin bu işte deneyimli ve bilgili bir uzman hekim tarafından yapılması şarttır. En çok kullanılan Çift foton kemik dansitometresi  yöntemidir ve artık ülkemizin hemen her tarafında yapılabilmektedir. Bunun dışında hassas tomografi veya manyetik rezonans yöntemleriyle de kemik yoğunluğunun ölçülmesi mümkündür.

OSTEOPOROZDA TEDAVİ

Hangi hastaya ne tür bir tedavi planı yapılacağının belirlenmesi , kişinin verilen tedaviyi uygulayabilmesinin sağlanması ve tedavi süresinin belirlenmesi tecrübe gerektiren konulardır ve osteoporoz tedavisinin mutlaka bu konunun uzmanı bir hekim tarafından yapılması gerekir. Osteoporoz tedavisinde genel önlemlerle birlikte planlı bir ilaç tedavisi de gerekir. Günümüzde osteoporoz tedavisinde kullanılan çok çeşitli ilaçlar vardır. Bunlardan hangisinin o hasta için uygun olduğunu hekimin belirlemesi gerekir. Kemik kaybını azaltan ve kemik kütlesini yeniden artıran bu ilaçların yanı sıra her gün yeteri kadar kalsiyum ve D vitamininin alınması gerekir. Osteoporoz için kullanılan ilaçlar, kalsiyum ve D vitamininin yerini tutmaz. Tam tersine, bu ilaçların yararlı olabilmesi için yeteri kadar kalsiyum ve D vitamini alınması gerekir. Menopoz sonrası dönemde bir kadının günlük kalsiyum ihtiyacı 1500 mg. kadardır. Bu kadar kalsiyum alabilmek için günde 1.5 litre süt içmek gerekir; bu da pratikte mümkün olmadığından ilaç şeklinde kalsiyum alınması zorunludur. Kalsiyum tabletlerinin böbrek taşına neden olduğu şeklindeki tereddütler doğru değildir. Çok sık böbrek taşı oluşan hastalar dışında, bundan korkmaya gerek yoktur. Böbrek taşı riski yüksek olan hastalar da doktor kontrolünde ve yeterli sıvı almak koşuluyla kalsiyum takviyesi yapabilirler. Böbrek taşı riskini azaltmak için diğer risk faktörlerinin de hesaba katılması gerekir. Alınan kalsiyumun emilmesi ve kemiklerin sağlık durumunun korunabilmesi için ihtiyaç duyulan önemli maddelerden bir diğeri D vitaminidir. D vitamini en çok güneş ışınlarından alınır, deri tarafından emilip vücutta sentezi yapılır. Günlük ihtiyaç 200 ünite kadardır. Kışın yeteri kadar güneş ışığı alınmaması ve kapalı giyinen kadınların güneşten yeteri kadar yararlanamaması sonucunda D vitamini açığı oluşur. Bu nedenle ilaç şeklinde D vitamini almak gerekir. D vitaminini damla şeklinde veya kırılıp ağızdan alınan ampuller şeklinde kolayca temin etmek mümkündür. Ancak doz hesaplaması hekim tarafından yapılmalıdır. Gereksiz yere fazla miktarda alındığı zaman bazı problemler ortaya çıkabilir. Osteoporoz tanısı konan hastalarda günlük D vitamini ihtiyacı 400 ünite kadardır. Kemik kütlesinin belirlenmesinde ve gelişmesinde en önemli etkenlerden bir diğeri fiziksel aktivite yani egzersizlerdir. Osteoporozu olan kadınlarda kas kütlesi ve kas gücü, osteoporoz olmayanlara göre daha azdır. Hareketsizlik, çağımızdaki insan sağlığını tehdit eden en önemli unsurlardan biri haline gelmiştir. Kemik dokusu ancak üzerine basınç gelince gücünü ve sağlamlığını koruyabilmektedir. Bu nedenle zirve kemik yoğunluğunun belirlenmesinde , düzenli fiziksel aktivite vazgeçilmez bir kuraldır. Aşırı olmamak şartıyla ağırlık taşımayı içeren egzersizler kemik kütlesinin artmasını sağlar.

NELER YAPILMALI ?

1. Doktorunuzun takip ve önerileri çok önemlidir; bu nedenle tecrübeli bir hekimin takibi altında bulunmak gerekir. 2. Günlük yaşamın düzenlenmesi : Osteoporoz orta ve ileri yaşların hastalığıdır. Bu yaşlarda, diğer rahatsızlıkların da etkisiyle düşme riski artar. Bu nedenle yaşlı kişilerin duyma, görme ve denge kusurları mutlaka tedavi edilmelidir. Ayrıca ev içinde veya dışında dolaşırken düşmeyene neden olabilecek engeller ortadan kaldırılmalı, kaygan ayakkabı veya terlikler giyilmemeli, özellikle banyo zeminlerinin kaygan olmamasına çok dikkat edilmelidir. 3. Sigara içilmemelidir. Diğer pek çok sağlık sorununun yanı sıra sigara osteoporoz riskinin de artmasına neden olmaktadır. Sigara içen yaşlı bir kişideki kalça kırığı riski sigara içmeyenlere göre %50 daha fazladır. 4. Uygun diyet: Sağlıklı ve dengeli bir diyet çok önemlidir. Çok zayıf kişilerde osteoporoz riski artmıştır. Şişman kişilerde ise damar hastalığı ve diyabet nedeniyle düşme riski artmıştır. Bu nedenle dengeli beslenme çok önemlidir. Diyet yeteri kadar kalsiyum içermelidir. Yağsız veya az yağlı süt, yoğurt, ayran kaşar peyniri, dondurma, somon veya sardalya balığı, tarhana, ıspanak, yeteri kadar sebze ve meyve bulunmalıdır. 5. Egzersiz: Menopoz olsa da olmasa da orta ve ileri yaşlardaki kişilerin mutlaka yeteri kadar hareket etmeleri gerekir. Kalp ve damar sağlığı için de hareket çok önemlidir. Hareketlilik yaşam boyu devam etmelidir. Bunun için yürüyüş en kolay ve her zaman yapılabilecek en uygun egzersiz şeklidir. Ayrıca bazı kültür fizik egzersizlerinin yapılmasında büyük yarar vardır. İmkan buldukça yapılabilecek en güzel egzersiz şekillerinden biri yüzmedir. Ayrıca hastaların gün boyu hareketsiz kalmamaları, yaşamın içinde aktif olmaları, beden ve ruh sağlığı yönünden önemlidir. 6. Rehabilitasyon : Tüm önlemlere rağmen kırık geçiren hastalarda, kırığın erken dönemdeki tedavisinden sonra rehabilitasyon programının uygulanması gerekir. Bu program uzman hekim ve uzman terapistler gözetiminde, tam donanımlı bir merkezde yapılmalıdır.