Peter Kelder tarafından yazılan ve Dharma Yayınları tarafından iki ciltlik kitap halinde yayımlanan Tibet’in Gençlik Pınarı isimli kitapta Tibet Bölgesindeki rahiplerin ve yerel halkın yaşam tarzından ve kültürel birikiminden yola çıkılarak bazı öneriler yapılmakta ve bunların düzenli uygulanmasıyla insan vücudunda ciddi fiziksel gelişmeler olacağı ileri sürülmektedir. Alternatif tıp veya tamamlayıcı tıp olarak tanımlanan uygulamalar, tarihin çok eski dönemlerinden itibaren başta Çin ve Hindistan olmak üzere Asya kıtasının çeşitli bölgelerinden kökenini almış olup binlerce yıldır geniş insan kitleleri tarafından kullanıla gelmiştir. Batı ülkeleri ve bu ülkelerdeki tıp çevreleri , uzun süre bu uygulamalara ilgisiz kalmıştır. Son otuz yılda ise Batıdaki tıp çevrelerinin ilgisinde belirgin bir artış ortaya çıkmıştır. Bu ilgi artışında, kırılma noktasının ABD Başkanı Nixon’un Çin gezisi olduğu kabul edilmektedir.1972 yılındaki gezi sırasında Nixon’un ekibinden birinin hastalanması ve bu kişinin akupunkturla tedavi edilmesiyle birlikte ABD tıp kurumlarında, başta akupunktur olmak üzere Doğu kökenli tıbbi uygulamalar incelenmeğe ve etkinlikleri bilimsel yöntemlerle araştırılmağa başlanmıştır. Alternatif tıp uygulamaları, modern tıp yöntemlerinin yetersiz kaldığı durumlarda bir ihtiyacı karşılamak üzere geliştirilmiş ve uzun süre ciddiye alınmayan bu yöntemlerin, hastalıklardan iyileşmeye katkısı olabileceği düşünülmüştür. Modern tıpta , uzmanlık alanlarının giderek çoğalması, tıbbın çok sayıda branşlara ayrılması ve neredeyse her bir organa veya fizyolojik sisteme ait yeni uzmanlık alanlarının ortaya çıkması, olumlu gelişmelerin yanı sıra insanın bir bütün olarak ele alınmasını engelleyen yaklaşımlara da yol açmıştır. Buna karşılık alternatif tıp yöntemleri, insanı holistik (bütüncül) bir anlayışla ele almakta; bu bütün içinde tüm sistemlerin ve organların birbirleriyle mükemmel bir uyum içersinde çalıştıklarını, bu uyumun bozulması halinde ise hastalıkların ortaya çıktığını kabul etmektedir. Modern tıp uygulamalarında çok iddialı tedavi yöntemleri geliştirilmesine rağmen, hala pek çok hastalıkta kesin (küratif) bir çözüm şeklinin olmayışı, tedavi maliyetlerinin yüksekliği, ilaçların yan etkileri, tedavide fırsat eşitsizliği gibi faktörler yüzünden insanlar başka arayışlar içine girmekte ve çok eski dönemlerden beri bilinen bazı tedavi yöntemlerine yönelmektedir. Bu tür yöntemlerin genellikle ucuz ve kolay erişilebilir olması, yan etkilerinin nisbeten az olması, geniş çevreler tarafından kabulünü kolaylaştırmaktadır. Tibet’in Gençlik Pınarı isimli kitapta, Tibet bölgesindeki Budist rahiplerin yaşantılarından, inançlarından ve kültürlerinden yola çıkılarak o bölge insanları tarafından yüzyıllardır bilinen , mistik ve fiziksel özellikleri bir arada içeren bazı uygulamalar hakkında bilgi verilmekte, özellikle bazı egzersizlerin düzenli yapılmasıyla bedensel gençlik ve zindelik sağlanabileceği belirtilmektedir. Bu kitaba göre bedende çakra adı verilen 7 enerji merkezi (girdabı) mevcut olup tüm sistemler bu merkezlerden yayılan enerjiyle kontrol edilmekte ve birbiriyle ahenk içinde çalışmaktadır. Tibet kültüründe bu şekilde yer alan enerji merkezleri (çakra) ve prana enerjisiyle yönlendirilen organ faaliyetleri Çin tıbbında 5 element siklüsü olarak tanımlanmakta ve chi enerjisi adı verilen yaşamsal enerjinin meridyen adı verilen 14 hat üzerinde dengeli bir şekilde dolaştığına, bu akışta bir aksaklık olması halinde hastalıkların ortaya çıktığına inanılmaktadır. Çin tıbbı ve buna bağlı akupunktur pratiğinde , meridyenler üzerindeki yüzlerce noktadan iğneler batırarak bu dengesizliği gidermenin mümkün olduğu ve hemen tüm hastalıkların bu yöntemle tedavi edilebileceği iddia edilmektedir. Tibet kültüründe ise 7 enerji merkezinde, girdap şeklinde bir akışkanlık halinde olan enerji merkezlerinin, bazı egzersizlerle daha verimli çalışmasının mümkün olduğu ileri sürülmekte ve bu egzersizlerin hergün düzenli olarak yapılmasıyla, bir süre sonra çok belirgin gençlik ve zindelik elde edilebileceği belirtilmektedir. Kitapta anlatılan egzersizlerden birincisi , semazenlerin yaptığına benzer bir ritm içinde , saat yönünde kendi etrafında dönme hareketidir. Bu ilginç egzersiz önerisi , başlangıçta kolay gibi gözükse de uygulamada zorluk yaratacak bir harekettir ve özellikle hipertansiyon, vertigo, tinnitus, servikal diskopati gibi rahatsızlıkları olan kişiler için sakıncalı bir egzersiz şeklidir. 2., 3., 4. ve 5. ayinler olarak adlandırılan diğer egzersiz önerileri arasında belin ve ekstremitelerin bazı zorlayıcı hareketleri yer almaktadır. Bu hareketlerin önemli bir kısmında izometrik ve ekzantrik tip kasılmalar ön plandadır. Orta yaşlı kişilerde en sağlıklı egzersiz tipi, düşük şiddetli ( submaksimal), aerobik karakterli, gün içinde daha uzun bir zamana yayılmış olan hareketlerdir. Kitaptaki egzersizler ise bu prensibin tam tersine, güçlü kasılmalar ile yapılan bir takım zorlayıcı hareketleri içermektedir. Bu tip egzersizleri hipertansiyon, servikal veya lomber disk hernisi, iskemik kalp hastalığı, karın veya kasık fıtığı gibi yakınmaları olanların ve fazla kilosu olanların yapması çok zor olduğu gibi, bazı sakıncaları da beraberinde getirmektedir. Nitekim 1. kitapta çok daha kesin ifadelerle önerilen bu egzersiz tavsiyeleri , 2. kitapta biraz yumuşatılmış ve önceden sağlık kontrolu yapılması, belli bazı hastalığı olanların bunları yapmamaları, bu egzersizlerle birlikte mutlaka ısınma ve germe egzersizlerinin yapılmasının uygun olacağı belirtilmiştir. Aslında doğru olan da budur. Özellikle orta yaştaki insanların egzersiz programına başlamadan önce tıbbi kontrolden geçmesi, egzersizleri dikkatli yapması, dozu tedricen arttırması ve zorlayıcı egzersizlere geçmeden önce yeterli ısınma ve germe hareketlerini yapması gereklidir. 6. ayin olarak adlandırılan egzersiz şekli, solunum egzersizleri karakterinde olup yapılmasında herhangi bir sakınca yoktur. Ancak bu egzersizin cinsel enerjiyle ve cinsel istekli ilişkili olduğu iddiası bilimsel değildir. Esasen gerek Tibet kültüründe gerekse Çin kültüründe inanılan organ ve fonksiyon merkezlerinin bugünkü anatomi ve fizyoloji bilgileriyle örtüşmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Bu kültürlerdeki tanımlamalar daha çok sembolik olarak kabul edilmesi gereken fonksiyonel merkezler niteliğindedir. Kitabın 3. bölümünde yer alan beslenmeyle ilgili öneriler büyük ölçüde çağdaş, dengeli beslenme ilkeleriyle uyuşmaktadır. Kitapta da belirtildiği gibi yaşamın temel enerji kaynağı dengeli beslenmedir. Öğünlerde aşırıya kaçınılmaması, çok değişik gıdaların bir arada yenmemesi, lokmaların yavaş yavaş ve iyice çiğnendikten sonra yutulması, akşam yemeğinin erken yenmesi, yemekten sonra hemen yatılmaması gibi öneriler, sağlıklı yaşam için herkes tarafından kabul edilebilecek ilkelerdir. Bunların uygulanması, genel sağlık durumunun gelişmesine faydalı olacaktır. Ancak hergün bir çiğ yumurta sarısı önerisini bu çerçevede kabul etmek zordur. Çiğ yumurtada salmonella enfeksiyon riskinin olması ve yumurta sarısında kolesterol miktarının çok olması, orta yaş grubu için risk oluşturmaktadır. Dördüncü bölümde konuşma ve ses tonunu ayarlamayla ilgili egzersiz önerileri yer almaktadır. Bu egzersizler, genelde ses ve sahne sanatçılarının yaptıkları diafragma egzersizlerine benzer nitelikteki alıştırmalardan oluşmaktadır. Uygulanmalarında sakınca yoktur. Yine aynı bölümde düzgün duruş yani doğru postürün önemli olduğu belirtilmekte ve bununla ilgili öneriler yapılmaktadır. Doğru postür, hareket sistemi hastalıklarından korunmak için en temel ilkelerden birisidir. Özellikle çağımızda pek çok insanın masa başında oturup aynı pozisyonda çok uzun bir zaman geçirdiğini düşünecek olursak postürle ilgili egzersizlerin ve önerilerin ne kadar önemli olduğu kolayca anlaşılabilir. Bu itibarla, postürle ilgili önerilerin tümüne katılmak mümkündür. Beşinci bölüm , bir tür beyin jimnastiği olan meditasyonla ilgilidir. Beynin dikkat ve konsantrasyon gücünü arttırmak için bazı alıştırmalar yapmak, beden ve ruh sağlığı için genel olarak olumlu kabul edilmektedir. Kitapta yedinci ayin olarak belirtilen OM sözcüğünün sık sık tekrarlanmasıyla hipofiz bezinin stimüle edileceği ve mucizevi etkiler yaratacağını bilimsel olarak kabul etmek mümkün değildir. İkinci kitabın ilk bölümlerinde yer alan ve Tibet Gençlik Pınarı ilkelerini tam olarak uygulayabilenlere dair çok uzun yaşam süreleriyle ilgili hikayelerin bilimsel inandırıcılığı yoktur. İnsan vücudunu oluşturan hücrelerin mitotik yeteneği kısıtlıdır ve “apoptozis” denen hücre ölümü kaçınılmazdır. Bugünkü genetik ve sitolojik bilgilere göre insan yaşam süresini yüzlerce yıla çıkarmak olası değildir. Bu kitapta belirtilen kronik iltihabi artritlerde, örneğin ankilozan spondilit ve romatoid artritli hastalarda, egzersizin olumlu etkisi bilinen ve uygulanan bir tedavi şeklidir. Ancak her iki hastalık grubunda da , kitapta ayin olarak adlandırılan egzersizlerin yapılması imkansız denecek kadar zordur ve bir takım sakıncaları beraberinde getirme riski vardır. Bu tür hastalığı olan kişilerin mutlaka doktor tavsiyesiyle, eklem hareket açıklığını geliştirici ve kas gücünü restore edici egzersizleri yapması önerilmeli, vücutlarını değişik şekillere zorlayan ağır bedensel egzersizlerden kaçınmaları öğretilmelidir. Diğer taraftan Çin tıbbında ve çinlilerin günlük yaşamında çok önemli bir yeri olan ve kitapta kısmen bahsedilen Thai chi egzersizleri hem sağlıklı kişiler için, hem de kronik romatizmal hastalığı olanlar için çok yararlı, yavaş ve yumuşak hareketlerle yapılan bir egzersiz şeklidir. Bunu herkesin yapmasında, hatta Çin’de olduğu gibi her sabah bu egzersizlerle güne başlamakta hiçbir sakınca yoktur. Kitapta akupunktur çok etkili ve pek çok hastalığı tedavi edebilen bir yöntem olarak anlatılmaktadır. Halen Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO)’nun talebi doğrultusunda Amerika Ulusal Sağlık Enstitüsü (NIH) tarafından akupunkturun etkinliğini ve etki mekanizmasını araştıran bilimsel çalışmalar yapılmakta ve Kanıta Dayalı Tıbbın en önemli kurumlarından biri olan Cochrane Library tarafından bu çalışmaların sonuçları derlenip bilimsel dergilerde yayınlanmaktadır. Bugüne kadar yapılan araştırmalardan çıkan sonuçlara göre akupunktur bazı fizyolojik bozukluklarda ve ağrı tedavisinde etkili olabilmekte, ancak bu etki plasebo yani yalancı tedavi gruplarına göre çok az bir farklılık gösterebilmektedir. (2004 yılında GATA’da Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon AD Başkanlığı tarafından Akupunkturla ilgili bir panel düzenlenmiştir ve akupunkturun bilimsel etkinliği irdelenmiştir). Kitapta yoga egzersizleri de önerilmektedir. Önceden ısınma ve germe egzersizleri yaptıktan sonra beden yapısı uygun kişilerin Yoga egzersizleri yapmasında bir sakınca yoktur. Ancak burada da önceden bir doktor kontrolu yapılması, özellikle hipertansiyon ve iskemik kalp rahatsızlığı olanların çok dikkatli olması ve deneyimli bir yoga hocası nezaretinde bu egzersizleri yapması önerilmelidir. Kitabın 154- 160. sayfalarında anlatılan bel- sırt- karın egzersizleri , belkemiğiyle ilgili sorunları olan hastalara önerilen egzersizlere benzemekle beraber, bir sıra ve silsile içinde verilmediğinden, çok dikkatli yapılmalı, ağrı olunca derhal bırakılmalı, aşırı hareketlere zorlamaktan kaçınılmalıdır. Buna karşılık 162- 172. sayfalar arasında yer alan üst ekstremiteler ve boyunla ilgili egzersizler, bizim de kullandığımız tedavi egzersizlerine çok benzemektedir. Yapılmasında yarar vardır. Kitapta daha sonraki bölümlerde yer alan beslenmeyle ilgili öneriler genellikle makul ve bilimsel esaslara uygundur. Ancak daha önce de belirttiğimiz gibi hergün bir çiğ yumurta sarısı yemenin anlamlı bir faydası olmadığı gibi, sakıncaları da olabilecektir. Diğer taraftan aynı kitabın 216. sayfasında yer alan “Amerikan Doğal Sağlık Ekolü” önerileri çağdaş bilim ve tıp esaslarına çok uygun olup herkesin uyması gereken ilkeleri sıralamaktadır. (Sağlıklı yaşam egzersizleri ile bilgi almak için GATA’nın internet adresinden, Spor Hekimliğine ait Web sitesine ulaşarak daha ayrıntılı bilgi almak mümkündür). S O N U Ç : Günümüzde insan sağlığı için tehdit oluşturan edinsel ve kalıtsal risk faktörleri belirlenmiş ve bunları azaltmağa yönelik sağlıklı yaşam rehberleri hazırlanmıştır. Bu risk faktörlerinin en önemlileri şunlardır : 1. Hareketsizlik, 2. Dengesiz beslenme, 3. Sigara, 4. Stresli yaşam, 5. Hipertansiyon 6. Yüksek kolesterol seviyesi. Bu kitapta karışık bir sıra ile yukarda belirtilen risk faktörlerine karşı bir takım öneriler yer almakta ve insanların bu önerilere tam olarak uyması halinde gençlik ve zindelik kazanacağı oldukça iddialı bir üslupta anlatılmaktadır. En önemli öneriler ayin adı verilen egzersizlerden oluşmakla beraber, bu egzersizlerin çoğunda vücudu zorlayan hareketler yer almaktadır. Özellikle orta yaş kitlesini hedef alarak bu hareketleri herkesin yapmasını önermek çok mantıklı ve doğru olmadığı gibi pek çok sakıncalı durumun ortaya çıkmasına da yol açabilecek niteliktedir. Zorlu egzersizlerin dışında kitapta yer alan diğer önerilerin pek çoğu, çağdaş tıp ilkelerine de uyan, insan sağlığına olumlu etkisi bilinen tavsiyeler niteliğindedir. Her bilginin bir yararı olabileceği noktasından hareket ederek bu kitabı okumanın ve bazı önerileri uygulamanın bir takım faydalar sağlayabileceğini kabul etmekle beraber, her şeyden önce bilim ve çağdaş tıp ilkelerine uyulması gerektiğini; hekime danışmadan ve gerekli kontrolleri yaptırmadan zorlayıcı uygulamaların denenmemesini belirtmek yararlı olacaktır. Tunç Alp KALYON Prof. Tbp. Kd. Alb. Fiz.Tıp ve Reh. AD Bşk..