Spor terimi, hareket etmek anlamına gelen latince bir kelimeden türemiştir ve genellikle yarışma amacıyla yapılan hareketlerin bütününü ifade eder. Ancak, günümüzde spor yalnızca yarışma amacıyla sınırlı olmaktan çıkmıştır.

Artık insanlar, azalan hareketlilik ortamında, vücudun hareket ihtiyacını karşılamak için spor yapmağa teşvik edilmektedir. Gerçekten, vücudumuz sürekli olarak hareket etme ihtiyacı içindedir. Yeteri kadar hareket edemediğimiz ortamlarda hemen tüm organlarda ve sistemlerde gerilemeler ortaya çıkar. Bunun en iyi örneğini, hastalık nedeniyle uzun süre yatağa bağımlı durumda kalan kişilerde görüyoruz . Başta kalp- dolaşım ve solunum sistemleri olmak üzere tüm sistemler bu durumdan etkilenir ve daha sonraki dönemde de kemik- kas- eklem gibi hareket sistemini oluşturan yapılarda da gerilemeler oluşmağa başlar. 20 yüzyılda yaşanan teknolojik gelişmeler nedeniyle insanların hareket zorunluluğu önemli ölçüde azalmış, kol gücünün yerini makineler ve elektronik sistemler almağa başlamıştır. Diğer taraftan televizyon ve bilgisayar , insanlarda yeni bağımlılıklara yol açmışlar ve özellikle çocuklarda ve gençlerde oyun oynama ve spora ayrılması gereken zamanın daralmasına neden olmuşlardır. Halbuki gerek bedensel gerekse ruhsal gelişme için hareket bir zorunluluktur. Bu yapılamadığı takdirde bir takım olumsuzlukların ortaya çıkması kaçınılmazdır. 2. NE TÜR SPORLAR YAPMAK GEREKİR ? Yapılacak sporun türü, yaşa, cinse ve eldeki spor olanaklarına göre değişmelidir. Gençlik döneminde , kişiler kendi isteğine, yeteneğine göre , istedikleri spor branşını seçebilirler. Ancak özellik arzeden ve dikkatli olunması gereken iki önemli yaş grubu vardır. Birincisi çocuklardır. Çocuklarda çok erken yaşlarda sert sporlara başlanmamalı, daha çok temel hareket becerilerini geliştiren ve oyun şeklinde yapılan etkinlikler seçilmelidir. Daha sonra çocuğun yeteneğine ve ilgisine göre, bir spor dalına doğru yönlendirme başlatılabilir. Son yıllarda bazı olumsuz örneklerde gördüğümüz gibi , çok küçük yaşlarda boks ve benzeri döğüş sporlarına başlanması ve yarışma adı altında çocukların bunlara teşvik edilmesi hem ruhsal hem bedensel sağlığı açısından sakıncalıdır. Küçük yaşlarda bu tür sert sporların yapılması kemiklerdeki ve eklemlerdeki kıkırdak kısımların zedelenmesine yol açabilir ve çeşitli rahatsızlıklar veya gelişme bozuklukları olabilir. Bir diğer sorun da, çocukların kısa zamanda güç- kuvvet kazanması için yöneldikleri enerji içecekleridir. Bunların bazıları doping kabul edilen maddeleri içerdiklerinden kontrolsuz kullanımları sakıncalıdır. İkinci önemli yaş grubu ise orta ve ileri yaşlardaki kişilerdir. Bu yaş grubunda olup da uzun bir süredir spor yapmayan kişiler , yeniden spora başlamak istediklerinde dikkatli olmak zorundadırlar. Özellikle 40 yaşından sonra spora başlamak isteyen bir kişinin doktor kontrolünden geçmesi zorunludur. Bu yapılamıyorsa, kalbi ve solunum sistemini fazla yormayan egzersizler yapılmalıdır. Örneğin süresi ve hızı giderek artan tempolu bir yürüyüş, orta yaşlar için en ideal sporlardan birisidir. Bir çift spor ayakkabısı da bu iş için yeterlidir. Pek çok kentimizde son yıllarda çok güzel yürüyüş parkurları yapılmıştır ve buralarda zevkli, eğlenceli yürüyüşler yapma imkanı mevcuttur. Uzun süre spora ara verenlerin ya da fazla kilosu olanların , spor yapma hevesiyle arasıra Futbol veya halter gibi, barfiks gibi yorucu spor denemelerine kalkışması son derece sakıncalıdır. Bu gibi ağır ve yorucu sporlara başlamadan önce mutlaka doktor kontrolundan geçmek ve hatta kontrollerde her şey normal çıksa da yavaş yavaş artan bir program uygulanması gerekir. Diğer taraftan yaz mevsimine girdiğimize göre, önerilebilecek en güzel sporlardan biri yüzmedir. Yüzme imkanı olan herkesin kurallara uymak koşuluyla bu sporu yapmasının sayısız yararları vardır. Ancak , kurallara uyma şartını, altını çizerek söylüyorum. Birinci kural, herkesin kendi sınırını bilmesi ve asla bu sınırı geçmemesidir. Çok dalgalı ve derin denizlerde yüzerken çok dikkatli olmak gerekir. Yemekten hemen sonra denize girip uzun süre yüzmek de sakıncalı olabilir. Bir de özellikle genç yüzücülere bir mesaj vermek istiyorum. Lütfen sığ sulara atlama denemeleri yapmayın. Her yıl bizi çok üzen olgularla karşılaşıyoruz ve yeterli derinlikte olmayan suya atlama denemeleri dolayısıyla maalesef omurilik zedelenmesi olmakta ve ömür boyu sürecek sakatlıklar ortaya çıkmaktadır. 3. HERHANGİ BİR RAHATSIZLIĞI VEYA SAKATLIĞI OLAN KİŞİLER SPOR YAPABİLİRLER Mİ ? Şeker hastalığı, hipertansiyon, astım, gibi kronik bir hastalığı olan kişilerin spor yapmasında büyük yarar vardır. Ancak bu kişiler, spora başlamadan önce mutlaka doktor kontrolundan geçmeli ve kendilerine önerilen sporları yapmalıdır. Akut ağrılı, ateşli veya kişiyi çok bitkinleştiren , zayıf düşüren bir akut hastalığı olanların ise, bu durum düzelinceye kadar spor etkinliklerinden uzak durması gerekir. Ancak yine de bütün gün yatak istirahatinden mümkün olduğu kadar kaçınmak gerekir. Diğer taraftan herhangi bir bedensel sakatlığı olan kişilerin spor yapmasında hiçbir sakınca yoktur. Esasen her dört yılda bir engelliler olimpiyatı düzenlenmekte olup ülkemizde de gerek bedensel gerekse zihinsel engelli vatandaşlarımız için spor kulüpleri ve spor federasyonları kurulmuş olup, sayıları giderek artan sayıda engelli vatandaşımız bu sporlara katılabilmektedir. 4. BAYANLAR İÇİN ÖZEL BİR MESAJINIZ VAR MI ? Bayanların iki önemli sorunundan biri fazla kilolar, diğeri de menapozla beraber başlayan osteoporoz riskididir. Egzersizin her iki duruma da yararlı etkileri vardır. Örneğin en ideal zayıflama programı, uygun bir diyet eşliğinde yapılan düzenli egzersizlerdir. Bu egzersizlerin süresi uzun, şiddeti düşük olmalıdır. Bir de orta yaşlardan itibaren merdiven inip çıkmak veya step yapmak gibi, ya da dizlerin üzerine oturmak gibi eklemleri zorlayacak hareketlerden kaçınmak gerekir. Halk arasında yanlış olarak kemik erimesi diye adlandırılan osteoporoz konusuna gelince; Gerçekten de menopozla birlikte bayanlarda osteoporoz gelişimi hızlanmakta ve kemik dokusunun yoğunluğu azalmağa başlamaktadır. . Bunu önlemek için en önemli şartlardan biri hergün yeterli miktarda kalsiyum almak ve yeteri kadar egzersiz yapmaktır . Zira kemik dokusu ve eklemlerimiz , ancak hareket ederken beslenip gelişebilmektedir. Tabii ilerlemiş durumlarda, alınan kalsiyumun kemik dokusuna geçmesini sağlayan bazı ilaçlar da kullanılabilir. Ama düzenli olarak spor yapan bir bayan, dengeli beslenme kurallarına da uyduğu takdirde, bu tür ilaçlara kolay ihtiyaç duymayacaktır.