21. yüzyılda insanlığı tehdit eden en önemli risk faktörlerinin başında sigara gelmektedir. Her yerde kolayca bulunabilmesi, kolay taşınması, katı yasakların olmaması gibi kolaylaştırıcı etkenlerle sigara içme alışkanlığı insanlar arasında çok yaygındır. İşin kötüsü, özelikle gelişmekte olan ülkelerin gençleri arasında bu alışkanlık giderek daha çok yayılmaya başlamıştır. Nitekim ülkemizde sigara içen gençlerin oranı da her geçen yıl artmakta, sigaraya başlama yaşı giderek küçülmektedir. Sigaranın zararlı saymakla bitmeyecek kadar çoktur. Sigara dumanının içinde yaklaşık 4000 kadar kimyasal madde vardır. Bunlardan ancak 700 kadarının kimyasal analizleri yapılmış olup, bu 700 kimyasalın yaklaşık yarısı kanserojen etkilidir. Sigara dumanındaki bu maddeler, hücre DNA’sının yapısını bozmakta, bunu izleyen dönemde maliğn fenotipler gelişmektedir. DNA’nın yapısını bozarak maliğn sürecin başlamasına neden olan maddelerin en önemlisi, sigaranın “tar” adı verilen partiküllerindeki poliaromatik hidrokarbonlardır. Bu maddelerin yüzeyel kullanımıyla dahi deneysel kanserler oluşabilmektedir. Sigarayla beraber alkollü içkiler de alındığı takdirde , kanser riski daha da artmaktadır. Zira alkol, karsinojenlerin erimesine ve böylece daha kolay kana karışıp etkilerinin çoğalmasına yol açmaktadır. Pipo içenlerde de bu maddeler vücuda aynı şekilde girebilmektedir. Özellikle akciğer kanserlerinin büyük çoğunluğundan ( % 90) sigara sorumludur. Sigara içenlerde akciğer kanserine yakalanma riski , içmeyenlere göre 20 kat fazladır. İçilen sigara sayısı ve süresi arttıkça akciğer kanseri riskinde de artış olmaktadır. Son on yılda, kadınlarda sigara içme oranı arttığı için akciğer kanserine yakalanma oranı da 4 kat çoğalmıştır. Sigara içenlerde gırtlak kanseri riski 10 kat, ağız boşluğu kanseri 27 kat, yemek borusu kanseri 7.5 kat, mesane ve böbrek kanseri (!!) 3 kat, mide kanseri 1.5 kat daha fazla görülmektedir. Sigara ile kalp-damar hastalıkları arasında da yakın bir ilişki vardır. Enfarktüs, sigara içenlerde iki kat fazla görülmektedir. İçilen sigara sayısı arttıkça bu risk yükselmektedir. Kronik obstrüktif akciğer hastalıkları (KOAH) da sigaradan en çok etkilenen rahatsızlıklardan biridir. Sigara içenlerin nefesleri ve terleri kötü kokar; dişleri sararır, cildi kararır, matlaşır, kurur ve daha çabuk kırışarak dış görünümü olumsuz yönde etkiler. Sigara gebelerde hem anne , hem de bebek sağlığı açısından bir tehdit oluşturmakta, düşük riskini artırmakta, beyin ve vücut gelişimini yavaşlatmaktadır. Bütün bunlar ve burada sayılamayan daha pek çok zararlar bir araya geldiğinde, her yıl 4 milyon insanın (günde 11 bin) ölümünden sigara sorumlu olmaktadır. Sigaranın içindeki nikotin insanlarda bağımlılık yapan güçlü bir kimyasal maddedir. Nikotin sigara içen kişiyi uyarır, kalbin daha hızlı çarpmasına neden olur, tansiyonu yükseltir. Sigara dumanının içindeki karbonmonoksit ise kandaki hemoglobinle bağlanarak , dokuların oksijen alınımı aksatır. Buna bağlı olarak damar duvarlarında kolesterolün birikmesi kolaylaşır, damar sertliği gelişir ve damarların çapı daralır. Özellikle kalp ve beyni besleyen damarların çapları çok ince olduğundan, buradaki tıkanmalar sonucunda ciddi rahatsızlıklar ortaya çıkar. Orta ve ileri yaşlarda inme sonucu ortaya çıkan yarım felçlerin % 18 kadarından sigara sorumludur. Sigara içmedikleri halde yanında veya yakınında sigara içilmesinden dolayı sigaranın zararından etkilenen kişiler pasif içici durumundadır. Özellikle çocuklar , sigara içilen evlerde çok ciddi bir tehdit altındadır ve tıpkı sigara içenlerde olduğu gibi , sigaranın zararlı etkileri çocuklarda küçük yaşlarda ortaya çıkabilmektedir. Ülkemizdeki yasal düzenlemelerin ve bu konudaki toplumsal bilincin yeterli olmaması, sigara zararlarının her ortama ve herkese yayılmasına neden olmaktadır. Kapalı yerlerde, arabalarda, resmi ve özel işyerlerinde halÃ- sigara içilebilmekte, kafe ve restoranlarda sigara içen- içmeyen ayırımına dikkat edilmemekte, kağıt üzerinde var olan bazı yasaklar ve yaptırımlar ise hemen hiç uygulanmamaktadır.

SİGARAYI BIRAKMAK İSTEYEN TİRYAKİLERİN BU KONUDA DENEYİMLİ BİR HEKİME BAŞVURMALARINDA BÜYÜK YARAR VARDIR.