LENFÖDEM

Vücudumuzda kan damarlarının yanı sıra lenf dolaşımını sağlayan Lenf Damarları sistemi vardır. Lenf damarları ve lenf düğümleri Lenfatik Sistemi oluşturur ve bu sistem dokular arasına sızan sıvıların kan dolaşımına aktarılmasını sağlar. Dalak, bademcik ve Payer plaklyarı gibi dokular da bu sistemin bir parçasıdır. …continue reading →

SOFRADAN TUZU KALDIRIN

Son yıllarda sağlıklı ve dengeli beslenme konusunda çok ciddi araştırmalar yapılmış, bunun sonucunda önemli bilgiler edinilmiştir. Özellikle kalp ve damar hastalıklarından korunmak için az yağlı, düşük kolesterollü gıdalardan kaçınmak gerektiğini , bunun yanı sıra bol bol hareket edip fazla kilolardan kurtulmanın önemini hemen herkes anlamış bulunmaktadır. Ancak bu konuda aktarılan bilgiler çoğu kez bir yönüyle eksik kalmaktadır; en az kolesterol veya fazla kilolu olmak kadar tehlikeli bir diğer faktör, aşırı tuz tüketimidir. …continue reading →

HUZURSUZ BACAK SENDROMU

- Otururken ya da yatarken bacaklarda sürekli bir huzursuzluk ve kıpırdanma hissiyle birlikte olan ilginç bir rahatsızlıktır. Yürürken rahatsızlık ortadan kalkar, akşam saatlerinde veya yattıktan sonra artar. - Genel toplumda görülme oranı %5 civarındadır. Yani, oldukça sık görülen bir rahatsızlıktır.- …continue reading →

BOYUN VE BEL DÜZLEŞMESİ NEDİR? TEDAVİSİ NASILDIR ?

Omurgamız , omur  adı verilen 32-33 tane kemiğin üst üste dizilimiyle meydana gelir ve hareket sistemimizin en önemli destek elemanını oluşturur. İlginç yapısı sayesinde otururken ve ayakta iken gövdemizi desteklerken, en sert ve ani hareketlerin dahi yapılmasına imkan verir. Omurlar bağlar vasıtasıyla birbirine sıkı sıkıya bağlı olup aralarında disk  adı verilen kıkırdaklar bulunur. Bu yapılar sayesinde omurlar arasında normal şartlarda bir kayma olmaz ve tüm hareketleri kolayca yapabiliriz. …continue reading →

Bel – Boyun Fıtığı

1. Bel ve boyun fıtığı toplumda neden yaygın?kimler risk altında? En çok bel fıtığı mı boyun fıtığı mı görülüyor? 2- Fıtığın belirtileri nelerdir? Diğer ağrılardan nasıl ayırt edilir? 3- Bel fıtığı teşhisi nasıl konulur? 4- Eskiden neredeyse her fıtığı ameliyat etme eğilimi vardı. Şimdi ise durum tam tersi. Ameliyat kararı ne zaman verilmeli? 5-bel fıtığında fizik tedavide ameliyatsız tedavi yöntemleri nelerdir. Her yöntemi başlıklar altında yazar mısınız? 6- Bu yöntemlerin fıtık üzerindeki etkileri nelerdir? Fıtık tekrar edebiliyor mu? 7- Önerileriniz …continue reading →

ORTA VE İLERİ YAŞLARIN KORKULU RÜYASI : “İNME” NEDİR? NASIL KORUNALIM

Beyin damarlarının aniden tıkanması veya kanaması sonucunda vücudun sağ veya sol yarısında ortaya çıkan felç tablosu, inme veya yarım felç olarak adlandırılır. Son zamanlarda ortalama yaşam süresinin uzamasıyla birlikte bu rahatsızlığa daha fazla rastlanmaya başlanmış olup 15- 45 yaş grubundaki kişilerde de görülebilmektedir. İnme’ye neden olan beyin damarlarındaki tıkanıklık veya kanamalara genel olarak ‘beyin damarları olayı’ adı verilir ve bu tip olaylar genel olarak iki tipte incelenir: …continue reading →

ANKİLOZAN SPONDİLİT

Ankilozan spondilit (AS), özellikle kalçalara yakın sakroiliak eklemleri ve omurgayı tutan, omurga hareketlerini büyük ölçüde kısıtlayan, kronik bir romatizmal hastalıktır. Çok eski çağlardan itibaren insanları etkilediği bilinen bu hastalıkta kesin neden henüz bilinmemektedir. Bununla birlikte kalıtımın önemli rol oynadığı ve bazı idrar yolu iltihaplarından sonra hastalığın ortaya çıktığı genel olarak kabul edilmektedir. İnsan doku antijenleri olarak bilinen HLA antijenlerinin bulunmasıyla birlikte , B 27 Antijeninin AS’li hastaların %90 kadarında pozitif olduğunun anlaşılması, kalıtımın rolünü gözler önüne sermiştir. …continue reading →

FELÇ HAYATINIZIN YÖNÜNÜ DEĞİŞTİRMESİN

Prof. Dr. Tunç Alp KALYON

Beynimizde iki yarımküre vardır. Bunlardan sağ taraftaki sol kol ve bacağımızın, sol taraftaki ise sağ kol ve bacağın hareketleriyle birlikte konuşma yeteneğimizden sorumludur. Bu bölgelere gelen kan akımının herhangi bir nedenle bozulması sonucunda vücudun bir yarısında kol ve bacaktaki felçle birlikte başka bir takım sorunlar da ortaya çıkar ve buna inme adı verilir. İnmeye yol açan damar olayları genellikle iki türde olup : …continue reading →

GÜNIŞIĞINA ÇIKMAYI İHMAL ETMEYİN

Prof. Dr. Tunç Alp KALYON 1960’lı, 70’li yıllarda özgürlük simgesi haline gelen hippi’leri konu alan ünlü “Hair “ müzikalinin ana teması “Let the sunshine in” şarkısı “Bırak Güneş ışığı içeri girsin”diyordu. Çağımızın getirdiği acımasız rekabet ortamında, günlük çalışma ve uğraşlar uğruna zamanımızın çoğunu kapalı mekanlarda geçirmeye başladığımızdan, bu şarkının sözleri daha bir anlam kazanmaya başladı. Bizler dört duvar arasında sıkışıp kalırken çocuklarımız da açık havada oynanan oyunları unuttular, TV ya da bilgisayar ekranlarının karşısından ayrılmaz oldular. Eskiden cıvıl cıvıl çocuk seslerinin geldiği sokaklarda artık yalnızca araba homurtuları ve korna sesleri var. Bu durumun bize nelere m l olduğunu düşündünüz mü hiç? Geçmek bilmeyen sırt ağrıları, uyku düzensizlikleri, sürekli gerginlik ve kaygılanma, baş ağrısı, isteksizlik ve hepsinden önemlisi sürekli yorgunluk, bitkinlik hali. Sabah işe ya da okula başlarken dahi kendini yorgun ve uykusuz hisseden insanın ne denli verimli olabileceği tartışmalı kuşkusuz..Çağdaş teknolojinin getirdiği olanakları ve konforu hızla kullanan ve tüketen insanoğlu, bir noktadan sonra bunun olumsuz yansımalarıyla karşı karşıya gelmiş durumda. …continue reading →