SOFRADAN TUZU KALDIRIN

Son yıllarda sağlıklı ve dengeli beslenme konusunda çok ciddi araştırmalar yapılmış, bunun sonucunda önemli bilgiler edinilmiştir. Özellikle kalp ve damar hastalıklarından korunmak için az yağlı, düşük kolesterollü gıdalardan kaçınmak gerektiğini , bunun yanı sıra bol bol hareket edip fazla kilolardan  kurtulmanın önemini hemen herkes anlamış bulunmaktadır. Ancak bu konuda  aktarılan bilgiler çoğu kez bir yönüyle eksik kalmaktadır; en az kolesterol veya fazla kilolu olmak kadar tehlikeli bir diğer faktör, aşırı tuz tüketimidir. …okumaya devam et →

HUZURSUZ BACAK SENDROMU

- Otururken ya da yatarken  bacaklarda sürekli bir huzursuzluk ve kıpırdanma hissiyle birlikte olan  ilginç  bir rahatsızlıktır. Yürürken rahatsızlık ortadan kalkar, akşam saatlerinde veya yattıktan sonra artar. - Genel toplumda görülme oranı %5  civarındadır. Yani, oldukça sık görülen bir rahatsızlıktır.- …okumaya devam et →

BOYUN VE BEL DÜZLEŞMESİ NEDİR? TEDAVİSİ NASILDIR ?

Omurgamız , “omur” adı verilen   32-33 tane kemiğin üst üste dizilimiyle meydana gelir ve hareket sistemimizin en önemli destek elemanını oluşturur. İlginç yapısı sayesinde   otururken ve ayakta iken gövdemizi desteklerken, en sert ve ani hareketlerin dahi yapılmasına imkan verir.  Omurlar  bağlar vasıtasıyla birbirine sıkı sıkıya bağlı olup aralarında “disk” adı verilen kıkırdaklar  bulunur. Bu yapılar sayesinde omurlar arasında  normal şartlarda bir kayma olmaz ve tüm hareketleri kolayca yapabiliriz. …okumaya devam et →

Bel – Boyun Fıtığı

1. Bel ve boyun fıtığı toplumda neden yaygın?kimler risk altında? En çok bel fıtığı mı boyun fıtığı mı görülüyor? 2- Fıtığın belirtileri nelerdir?  Diğer ağrılardan nasıl ayırt edilir? 3- Bel fıtığı teşhisi nasıl konulur? 4- Eskiden neredeyse her fıtığı ameliyat etme eğilimi vardı. Şimdi ise durum tam tersi. Ameliyat kararı ne zaman verilmeli? 5-bel fıtığında fizik tedavide ameliyatsız tedavi yöntemleri nelerdir. Her yöntemi başlıklar altında yazar mısınız? 6- Bu yöntemlerin fıtık üzerindeki etkileri nelerdir? Fıtık tekrar edebiliyor mu? 7- Önerileriniz …okumaya devam et →

ORTA VE İLERİ YAŞLARIN KORKULU RÜYASI : “İNME” NEDİR? NASIL KORUNALIM

Beyin damarlarının aniden tıkanması veya kanaması sonucunda vücudun sağ veya sol yarısında ortaya çıkan felç tablosu, inme veya yarım felç olarak adlandırılır. Son zamanlarda ortalama yaşam süresinin uzamasıyla birlikte bu rahatsızlığa daha fazla rastlanmaya başlanmış olup  15- 45 yaş grubundaki kişilerde de görülebilmektedir. İnme’ye neden olan beyin damarlarındaki tıkanıklık veya kanamalara genel olarak ‘beyin damarları olayı’  adı verilir ve bu tip olaylar genel olarak iki tipte incelenir: …okumaya devam et →

YÜRÜME GÜÇLÜĞÜ ÇEKENLERE: SU İÇİ TREADMİLL TEDAVİSİ!

SUYUN TEDAVİ GÜCÜ! YÜRÜME GÜÇLÜĞÜ ÇEKENLERE:  SU İÇİ TREADMİLL TEDAVİSİ! PROF. DR. TUNÇ ALP KALYON:  ‘‘HASTALARI SU İÇİNDE KOŞU BANDINDA YÜRÜTEREK TEDAVİ EDİYORUZ’’ ‘‘HİDROTERAPİ (AKUATİK REHABİLİTASYON) TÜRKİYE’DE FAZLA BİLİNMİYOR’’ Suyun  tedavi gücü  tarihin çok eski dönemlerinde keşfedilerek, hastalıklardan korunma  ve  şifa amacıyla kullanılmış… Kaplıca merkezlerinde çok sayıda insan  rahatlamak veya hastalıklarını tedavi etmek amacıyla  suyun şifalı etkisinden yararlanmakta. Günümüzde  fizik tedavi ve rehabilitasyonda su, pek çok hastalığın tedavisinde  önemli yer tutmakta. …okumaya devam et →

FELÇ HAYATINIZIN YÖNÜNÜ DEĞİŞTİRMESİN

Prof. Dr. Tunç Alp KALYON

İNME (FELÇ) NASIL OLUŞUR?

Beynimizde iki yarımküre vardır. Bunlardan sağ taraftaki sol kol ve bacağımızın, sol taraftaki ise sağ kol ve bacağın hareketleriyle  birlikte konuşma yeteneğimizden sorumludur.  Bu bölgelere  gelen kan akımının herhangi bir nedenle bozulması sonucunda  vücudun bir yarısında kol ve bacaktaki felçle birlikte başka bir takım sorunlar da ortaya çıkar ve buna inme adı verilir.    İnmeye yol açan damar olayları  genellikle iki  türde olup : …okumaya devam et →

GÜNIŞIĞINA ÇIKMAYI İHMAL ETMEYİN

Prof. Dr. Tunç Alp KALYON

1960’lı, 70’li yıllarda özgürlük simgesi haline gelen hippi’leri konu alan ünlü “Hair “ müzikalinin ana teması “Let the sunshine in” şarkısı “Bırak Güneş ışığı içeri girsin”diyordu. Çağımızın getirdiği acımasız rekabet ortamında, günlük çalışma ve uğraşlar uğruna zamanımızın çoğunu kapalı mekanlarda geçirmeye başladığımızdan, bu şarkının sözleri daha bir anlam kazanmaya başladı. Bizler dört duvar arasında sıkışıp kalırken çocuklarımız da açık havada oynanan oyunları unuttular, TV ya da bilgisayar ekranlarının karşısından ayrılmaz oldular. Eskiden cıvıl cıvıl çocuk seslerinin geldiği sokaklarda artık yalnızca araba homurtuları ve korna sesleri var. Bu durumun bize nelere mâl olduğunu düşündünüz mü hiç? Geçmek bilmeyen sırt ağrıları, uyku düzensizlikleri, sürekli gerginlik ve kaygılanma, baş ağrısı, isteksizlik ve hepsinden önemlisi sürekli yorgunluk, bitkinlik hali. Sabah işe ya da okula başlarken dahi kendini yorgun ve uykusuz hisseden insanın ne denli verimli olabileceği tartışmalı kuşkusuz..Çağdaş teknolojinin getirdiği olanakları ve konforu hızla kullanan ve tüketen insanoğlu, bir noktadan sonra bunun olumsuz yansımalarıyla karşı karşıya gelmiş durumda. …okumaya devam et →

GENÇLER DİKKAT ! SIĞ SUYA ATLAMAYIN

(*)Prof. Dr. Tunç Alp KALYON

Bir rehabilitasyon hekimi olarak bizi  en fazla üzen olguların başında , derinliği fazla olmayan sulara “balıklama “ atlayışlar  yüzünden oluşan omurilik felçleri gelmektedir.  Bütün uyarılarımıza rağmen, her yıl çok sayıda yeni olguyla karşılaşmamız, sorunun önemini ortaya koymaktadır.  Sığ suya atlamak çok tehlikelidir;  nedenine gelince :

okumaya devam et →